İlham gerçekten garip bir şey. Düşünsenize! Bugün etrafımızdaki her şey aslında bir zamanlar birilerinin kafasında yanan (elektrik tasarrufsuz) ampülün birer ürünü. Her ilham zihinde minik bir fikri alevlendirdi ve insanlık bugün ulaştığımız çağa erişti. Bugün ise fikirler dün olduğundan hatta yerine göre dolardan bile daha değerli.

İlham elle tutulan, ensesine vurulan ve ısırılabilen bir şey olmadığı için herkesin ilhama inanmadığı gibi bir gerçek var. İlhama inanıp, yok canım, inanmakla kalmayıp baya baya level atlattıran bazı dünyaca isimlerin alışkanlıklarıysa cidden hayret verici. Birkaç tane değerli ismi izninizle sizinle de paylaşmak istiyorum.



Igor Stravinsky: Igor, amuda kalkarak ilham buluyordu. Ona göre bu şekilde durduğunda, kafası rahatlıyor ve beyninin temizlendiği hissediyordu.



Salvador Dali: Dali, elinde bir anahtarla uyuyordu. Uyuduğu anda elindeki anahtar kolunun hizasına bıraktığı metal tepsinin üstüne düşüyor ve Dali’yi uyandırıyordu. Dali’ye göre uyku ile uyanıklık arasındaki o geçiş süreci en parlak fikirleri bulmak için gizli mabetti.



Honore De Balzac: Balzac, daha etkili yazabilmek için her gün 50 bardak kahve içerdi. Kahveleri ardı ardına çakmanın beyin üzerinde hızlı bir aksiyona neden olduğuna inanmaktaydı.



Nakamatsu Yoshiro: Nakamatsu, derin bir suya dalar ve ilham ışığı çakana kadar suyun içinde beklerdi. Bu ritüele inanmasının nedeni; ancak ölümün insana yaklaştığında daha iyi fikirleri ortaya çıkarabileceğini düşünmesiydi.



Steve Jobs: Tuhaf ama gerçek. Steve Jobs ilham bulmak ve düşünmek için ayaklarını klozetin içinde dinlendirirdi. Hatta bu iş için şirkette özel bir odası bile vardı!



Truman Capote: Ünlü yazara göre ilham bulmasının tek yolu uzanmasıydı. Uzanmadan asla etkiliyici fikirler üretemez ve kalem kıpırdatamazdı.



Theodor Seuss Geisel: Yazar tıkanmasını gidermek ve ilham bulmak için çeşitli şapkalar takardı. Bu şapkalar ona karaktere bürünme hissi ve yazma kolaylığı sağlardı.



Agatha Christie: Küvete uzanır ve yiyebildiği kadar elma yerdi. Yediği elmanın arta kalan kısımlarını da bulduğu fikirleri unutmamak için küvetin etrafına dizerdi.



Nikola Tesla: Her bir ayağının parmaklarını akşamları 100 defa kıpırdatırdı. Bu hareketin, beyin hücrelerini simüle ettiğini düşünürmüş.

Gördüğünüz gibi ilham işini abartanlar yok değil.

Şimdi sizin rutininizi alalım? Siz en çok nerede, ne zaman ve nasıl ilham buluyorsunuz?