Her sabah yüzümü gözyaşlarımla yıkayamam. Sıcak su ile abdest almak, güven içinde namaz kılmak varken o yağmalanmış camilere uğrayamam. Ben medeniyetin evladıyım, yaşadıklarınız da yanınızda olamam. Evet, acı ısmarlamanı istedim senden. Elimde kahvem, diğerinde kumanda ve yaslanmışken arkama; senin yaşadıklarına bir ”Vah!” dedirttirecek acı ısmarla bana. Ha bir de iki-üç gözyaşı yeter de artar hatta. Sonra devam ederim bir hızla yaşamaya. Yaşamak derken aklımda sen de olacaksın daima.
Namazlarımda dua etmeyeceğim ama sosyal medyayı inleteceğim acılarınla. Facebook’ta alim, Twitter’da düşünür olacağım sayende! Suçu hep kafirin üzerine atacağım, durmadan. Merak etme çocuk, ben halledeceğim bu işi yaptığım propagandalarla. ”Ümmet olamadık” mı diyeceğim, saçmalama. Kafirler diyeceğim aynayı kendime tutmadan. Hep onların marifeti diyeceğim bu kan gölleri, biz mazlumuz diyeceğim paramı sayarken. Ben böyle diyeceğimde sen gerçekleri zaten bileceksin çocuk.
Fırlattığın taş kadar gerçek değil bu söylediklerim, bileceksin. Ve haykıracaksın, bir elinde sapan bir elinde taş; ” Nerdesiniz!?” diyeceksin hayretle. Bu deyişin bir acı olacak bana çocuk. Annemi ölmüş sayıp, babamı içimde hapsedip senin için geleceğim. Evim senin o derbeder edilmiş evin olacak. Seninle aynı çadırda bomba seslerini ninni sayıp uyuyacağım çocuk.
Her sabah aynı anda yıkarız yüzümüzü, gözyaşlarımızla. Soğuk su ile abdest alırken oflayan bana hatırlatacaksın Hz. Ali (ra) nin sözünü : ”Kışın abdest almak yazın oruç tutmak bana hoş gelir” derken gözlerinden samimiyet dökülecek. Bana bir acı ısmarla çocuk! Kahvemi boğazıma dizecek, uzaktan sizi izlemenin kahrolmuşluğuyla ağlatacak, bana yaşamayı unutturacak bir acı ısmarla. Bana bir acı ısmarla çocuk, senin yaşadıklarından. Ama hepsini istiyorum. Ben, senin kardeşinim çocuk. Ensar, Muhacir ile rızkını paylaşmıştı hani. Çünkü o zaman ihtiyaç bunlardı. Acını paylaş benimle çocuk. Biraz Ensarlaşmaya ihtiyacım var.
Kaynak