birliktesatalim
reklam
reklam

Üzerine Konuşmalıyız: Netflix

Son yılların en başarılı ve en büyük çıkışlarından birisini yapan şirket hakkında gerçekten de biraz konuşmalıyız. Netflix, artık neredeyse herkesin bildiği gibi Amerika Birleşik Devletleri özelinde kurulan bir film kiralama servisiydi. Kiraladığınız DVD ve CD’ler evinize teslim ediliyordu. Tabii bu oldukça eski bir uygulamalarıydı ve bugünkü dijital dev ile de şirketin o dönemde hiçbir alakası bulunmuyordu.

Netflix, bir şirketin ne kadar verimli bir değişim politikası izleyebileceğinin en büyük örneği. Bu nedenle sağladıkları kazanç da hiç garipsenemez bir durumda. İşi neredeyse tamamen fiziksel yürüyen bu oluşumu, oldukça kısa bir sürede tam anlamıyla dijitale adapte etmek ve burada tahtı eline geçirmesine olanak sağlamak oldukça büyük bir başarı. Tabii bunu yaparken şirketin aldığı yatırımların da altını çizmeliyiz. Şirketin bugün 12.000’in üzerinde çalışanı bulunuyor ve 190 milyonun üzerinde aboneye hizmet veriyor. Böyle bir başarıya ulaşabilmek elbette güçlü yatırımlar da gerektiriyor.

Netflix Orijinalleri

Netflix’in başarılarından konuşurken orijinal yapımlarının adını anmamak olmaz. Platform, ilk gününden bugüne kadar izleyicileri mest eden pek çok yapımı kendi markası adıyla çıkarttı. Bu maliyetli süreçte çoğu zaman televizyonda görme ihtimalimizin çok zayıf olduğu daha deneyse işleri de gördük. Bu yenilikçi duruş izleyicilerin çok hoşuna gitti. Diğer bir yandan neredeyse bütün yapımları tek seferde platforma eklemeleri ve izleyicilerin yeni bölümler için beklemek zorunda olmaması da platformun kullanıcılar tarafından sevilmesinin önünü açtı.

Ayrıca ülkelere yayılmadan bu denli başarılı olması da çok zordu elbette bu boyutlarda bir platformun. İşte bu noktada da şirketin pazarlama politikası orijinal Netflix içeriklerinden geçti. Girdikleri ülkede bu ülkeden bir yapımı platforma ekliyorlar ve ülkeye pazarlamayı da “Bakın artık Türkiye’deyiz, hem de sizden bir filmle ya da diziyle birlikte” şeklinde yürütüyorlar. Bu elbette piyasadaki romantikleri, gurur duyanları platforma yönlendiriyor ve başlangıç için oldukça iyi sayılarda kullanıcıyı platforma bağlayabiliyorlar.

Para parayı çeker sözünün altını çizmem lazım. Evet çok doğru kullandıklarını görebiliyoruz ancak ellerindeki bu büyük yatırım olmasa, başarabilecekleri bir yol da söz konusu değil. Zira bir ülkeye girdikleri için milyonlarca dolarlık yatırım yapıp, içerik çıkartmak ve yine milyonlarca dolarlık pazarlama ve reklam kampanyaları ile bunu kullanıcılara duyurmak kolay bir iş değil. Para lazım para!

Öncü Kalmayı Başarabilmek

Doğrusu Netflix’in girdiği herhangi bir ülkede, bu dijital platformdan daha çok abone barındıran başka bir rakibi var mı çok merak ediyorum ve hiç sanmıyorum. Ülkemizde BluTV, Exxen ve Gain gibi oluşumları takdir ediyor olsam da Netflix’in abone sayısına yaklaşabileceklerini pek düşünmüyorum. Aynı durum projenin en zorlu rakiplerinin yer aldığı ABD için de geçerli. Öncü kalmayı başarmak Türkiye’de biraz daha kolay olabilir ancak ABD’de rakipler Disney, Apple, Amazon ve tabii ki HBO. Bu büyük devlere karşı öncülüğü sürdürebilmek, bunu başarabilmek gerçekten de takdir edilesi.

Önümüzdeki günlerde Netflix’in tahtının devrileceğini düşünüyor musunuz? Platform ile ilgili aklınızdakileri ve görüşlerinizi bizimle yorumlarda paylaşırsanız çok seviniriz. Görüşmek üzere.

Bu içeriğe tepkini gösterebilirsin! 👍 5 / 5 (1 değerlendirme)

1 kişi bu içerik hakkında tepkilerini gösterdi. Sen de tepkini göstererek yazarlarımıza geri bildirim verebilirsin.

Yorumunuz

Yorum yapmak için giriş yapın.

    Son Yorumlar

    Site Ayarları
    • Tema Seçeneği
    • Site Sesleri
    • Bildirimler
    • Özel Mesaj Al