reklam
geroxy

Evliya Çelebiden Günümüze Seyahat Yazarlığı

Eh, günümüzün her biri birbirinden kıymetli gezi vlogger ve blogger’ları kadar olmasa da, Evliya Çelebi de fena bir gezgin değilmiş. Kendi döneminde yazdığı Seyahatname eseriyle hem ülkemizin, hem de dünyanın tarih raflarında yer edinmeyi başarmış. Peki, bugünün gezici ruhları ve onların kalemleri kendisiyle birazcık karşılaştırırsak ne durumdalar?

Bu yazıda bir “Geçmiş de ne muhteşem, ne kusursuzdu ya” tavrı olmayacak yanlış anlamayın. Teknoloji ve yenilikler gerçekten büyük katkılar sağlıyor insanoğluna. Çeşit çeşit imkânlara normalde hayallerimizde bile yer veremeyecekken, sahip olabiliyoruz. Bunlar enfes şeyler gerçekten de. Bu bağlamda günümüzün güzel bir yazarlık türü olan blog içeriği üreticiliğine, kendi kategorisinde oldukça yakın bir iş yapmış olan Evliya Çelebi’yi, günümüz seyahat yazarlarının ona yakınlıkları ve ayrışmaları açısından ele alalım. Hatta gelin biz bunu bir de başlıklar halinde yapalım.

Benzer Yönler Hiç Az Değil

Temelde bu iş “Gezen mi daha çok bilir, okuyan mı?” sorusuna, gezerek bir şekilde okuyanlara içerik üretme işi. Evliya Çelebi de geziyor ve yazıyor, bugünün herhangi bir gezi yazarı da… Kullanılan kelimelerin son kullanma tarihleri ve ortaya çıkışları elbette fark ediyor ancak konu bir yeri betimleyerek karşıdakine anlatmak olduğu için yapılan işin ortaya koyuluşu da, sonucu da benzer oluyor.

Seyahatnâme’yi de küçümsemek lazım. 10 cilt boyunca yazmış da yazmış Evliya Hazretleri. Batı Asya’da da, Mısır’da da bulunmuş bu süreçte ancak İstanbul merkezli başlayan bu gezileri yalnızca doğuya yönelik de değilmiş. Kendisi Osmanlının 16. Yüzyıl’daki büyük merakı olan Avrupa topraklarını da ziyaret etmiş. Yani bol bol yazması da, talebe göre arz üretiyor olması da onu günümüz gezici yazarlarına benzetmemiz için bize olanak sağlıyor diyebiliriz.

Yazarlığıyla çok alakalı olmayacak ancak Evliya Hazretleri sağlığı açısından da dinçliğiyle günümüz insanlarından pek farklı değilmiş. Zira 50 yılı geziyle geçen bir ömür ve hayatının da 70 yılın üzerinde sürdüğünü düşünürsek oldukça istisnai bir durumla karşılaştığımızı da görebilirsiniz. Osmanlı Hanedanının yaş ortalamasının 55 olması da buna bir örnek olarak verilebilir. Her ne kadar sultanlardan 4 tanesi öldürülmüş olsa da bu istatistiği çok derinden etkilemeyecektir. Diri bir beymiş kendisi kısacası, tıpkı bugün dağ tepe gezinen doğa gezici yazarlarımız gibi.

Ancak Ayrışıyor da Bir Yandan

Kendisinin zamanında kamera olmaması onun büyük bir şanssızlığı ve aynı zamanda şansı. Seyahatnâme eserlerini duyduğunda bir nebze sırıtanlar burada mısınız? Gelin sarılalım, çünkü bizler biliyoruz ki burada oldukça uçuk kaçık hikâyeler de var. Galata Kulesi’ni görmüş herkes Hazerfen Ahmet Çelebi’nin oradan Üsküdar’a kadar uçmasının olanak dışı olduğunu da bilecektir. Ancak Evliya Hazretleri bu şekilde kaleme almış. Buna benzer pek çok olay da var tabii. Eğer başka birisi omzuna kanatlar takıp Galata Kulesinden atlayacak olsa ve orada bir gezici olsa, bunu paşalar gibi kameraya çeker ve abartma lüksü de olmaz. Şans işte, yapacak bir şey yok.

Diğer bir yandan Evliya Çelebi bu içeriklerini klavye başında arkasına yaslanıp rahat rahat da yazamıyordu tahmin edersiniz ki. Bir de çok emin değilim ama galiba içerikleri de SEO uyumlu değildi. Ancak bir gerçek var! Özgünlük testine soksak ‘eşsiz’ olarak anılırdı.

Bugün severek takip ettiğiniz bir gezgin var mıdır efendim? Kendisini bize yorumlarda tavsiye ederseniz çok seviniriz.

Bu içeriğe tepkini gösterebilirsin! 👍 4.67 / 5 (3 değerlendirme)

3 kişi bu içerik hakkında tepkilerini gösterdi. Sen de tepkini göstererek yazarlarımıza geri bildirim verebilirsin.

Yorumunuz

Yorum yapmak için giriş yapın.

    Son Yorumlar

    Site Ayarları
    • Tema Seçeneği
    • Site Sesleri
    • Bildirimler
    • Özel Mesaj Al