reklam
pst.net
fipek

İşlerimizin Dijitalde Olması Ekran Bağımlılığına Neden Olmamalı

İşleri ekranların karşısında olan bizler, kazanç elde edebilmek için günümüzün belirli saatlerini cihazlarımızın başında geçiriyoruz. Ancak bu bir bağımlılık değil, mecburiyet olmuş halde. Aynı zamanda bu bir bağımlılığı da tetiklememeli.

Gerçekleştirilen her işin kendince dezavantajları var. Kimisi yanında bel ağrısını getiriyor, kimisi yoğun ses gürültülerini. Başlangıçta dijital işlerle çalışmanın dezavantajları arasında ekran bağımlılığı da görünüyor olabilir ancak bizler biliyoruz ki yaptığımız işlerin çoğunu bağımlı olduğumuzdan dolayı yapmıyoruz. Çoğumuz yoğun dönemlerimizde bırakın oyunlarda saatler geçirmeyi, açıp kısa bir video izleyecek zaman dahi bulamıyoruz. Dolayısıyla bağımlılık bu işin doğal getirisi değil, ancak riski. Yeşilay, ISOC gibi oluşumlarla birlikte psikoloji ve iletişim literatürlerinde Ekran Bağımlılığı, Teknoloji Bağımlılığı, Oyun Bağımlılığı gibi kavramlar duymaya başladık, bunlar çeşitli farklılıklar içeriyor olsalar da bir yandan yakın çizgilere de sahipler. Peki, bir dijital işçi nasıl olacak da kendisini bunlardan ayrı tutmayı başarabilecek? Buyurun anlatalım.

Verimli Çalışma Saatleriniz Var Değil mi?

Hiç birimiz bilgisayarlarımızın başında olduğumuz sürenin tamamında en verimli şekilde çalışmıyoruz. İşte bu verimli vakitlerin dışındaki sürelerde bilgisayarda olmanın önüne geçmeye çalışabiliriz. Elbette tam anlamıyla zamanımızı kurtarmak çok mümkün değil. Ancak imkânımız olduğu haliyle, boş vaktimizde bir sosyal medya ana sayfası yenilemektense evcil hayvanımızla vakit geçirebiliriz değil mi? “Madem verimli çalışamıyorum, birkaç el League of Legends oynayayım.” Demek, bir süre sonra bizi bağımlılıklarımıza doğru sürükleyecektir. Bunun yerine daha farklı, bol keyifli alışkanlıklar oluşturabiliriz.

İş Dışı Zamanlarımızda Nelerle Meşgulüz?

Zaten konu çalışma saatlerimizle çok alakalı değil, bunu yazının başında da belirtmiştik değil mi? Bizi bağımlı kılan unsur günlük çalışmalarımıza karşılık gelen 8 ya da 10 saat değil, bunu zaruri bir durum daha çok. Bizi bağımlı kılan şey bu çalışma saatlerimizin ardından örneğin 2 saat de televizyon izlemek, bunun ardından uyumadan önce birkaç saat telefonda sosyal medya platformlarını kontrol etmek ve gün içerisindeki molalarımızda YouTube’da vakit geçirmek. Tüm bunları topladığımızda hayatımızın neredeyse tamamını ekranlara kiralamış oluyoruz.

Elbette çağımızda kendimizi ekranlardan soyutlamak da çok mümkün sayılmaz. Ancak farkındayız değil mi? Biraz detoksa gerçekten hepimizin ihtiyacı var. Özellikle bizim gibi işlerini de monitörlerin karşısında gerçekleştiren insanların bağımlılığa kapılmalarının da çok daha kolay olduğunu söylemek lazım. Bu bağımlılıklar bizim genel mutluluğumuzun hep birkaç tık daha düşük kalmasına sebep oluyor, zira neredeyse hiçbirimiz ekranların diğer tarafındaki kadar şatafatlı ve renkli dünyalara sahip değiliz. Bu zamanın kontrolünü kısmen de olsa elimize almak, ekrana ayırdığımız saatleri biraz olsun azaltarak kendimizi farklı yönlere kanalize etmek ciddi olumlu etkileri de beraberinde getirecektir. Eğer bu yazı sizde “iyi de dönem böyle bir dönem” algısı oluşturuyorsa, unutmayın bağımlılıkların maalesef kabullenmeme ve bahane üretme gibi etkileri de bulunmaktadır.

Siz günde kaç saatinizi ekranlarla baş başa geçiriyorsunuz? Bundan dolayı ne gibi rahatsızlıklar duyuyorsunuz? Yorumlarda görüşelim.

Bu içeriğe tepkini gösterebilirsin! 👍 4.5 / 5 (4 değerlendirme)

4 kişi bu içerik hakkında tepkilerini gösterdi. Sen de tepkini göstererek yazarlarımıza geri bildirim verebilirsin.

Yorumunuz

Yorum yapmak için giriş yapın.

    Son Yorumlar

    Site Ayarları
    • Tema Seçeneği
    • Site Sesleri
    • Bildirimler
    • Özel Mesaj Al