reklam
reklam

Neden Diğer Şehirlerimizde Girişim Ekosistemi Daha Zayıf

Ankara, İzmir ve özellikle de İstanbul'a baktığımızda harika başlangıçlara ev sahipliği yaptıklarını ve daha sonrasında çok büyük yerlere gelecek girişimlere yuva olduklarını görebiliyoruz. Peki, tam olarak neden bu durumu diğer şehirlerimizde gözlemleyemiyoruz? Gelin içeriğimizde bu konuyu detaylıca ele alalım.

Eleştirel bir yazı olacağı için önce çıkarımı nasıl yaptığımı söylemem daha doğru olacaktır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'ne göz attığımızda girişimlerin sadece San Francisco ya da New York bölgelerinden çıkmadığını, küçük kasabalardan bile büyük denemelerin yola çıkabildiğini görüyoruz. Avrupa'nın diğer ülkelerine baktığımızda da durum çok değişmiyor. Evet Berlin ve Londra gibi şehirlerden daha çok haber duyuyoruz ancak konu bizdekinden biraz farklı. Orada dengeler biraz farklıyken bizde küçük kentlerde bir deneme görmek bile şaşırtıcı oluyor. Şimdi gelin nedenleri üzerine konuşalım.

Eski Köye Yeni Adet Gerçekten Gelmiyor

Aslında girişimler, küçük bölgelerde deney grupları üzerine daha rahat çalışabildikleri, gözlem ve istatistik konularına eğilebildikleri için daha şanslılardır. İşte ABD’de kasabalarda dahi sıklıkla start-up görebiliyor olmamızın nedeni de bu. 15.000 kişi üzerine çalışma yürütmek ve sonuçlarını derlemek 15.000.000 kişiye göre daha kolay olabiliyor.

Türkiye'deyse küçük bölgelerde tutuculuk hâkim diyebiliriz. Bu muhafazakârlık kavramı, bu yazı için elbette ki politik bir söylem olarak kullanılmıyor. Halk geleneklerine, yaşayış biçimine gerçekten çok bağlı diyebiliriz. Bu nedenle yaşantılarını kolaylaştıracak olan bir fikri dahi kabul etmeleri yıllar sürebiliyor. Bu da bir girişim için gerçekten riskli bir ortam oluşturuyor. Kendini kabul ettirene kadar hayatta kalabilmesi zor olan bu yapılar, oyunun daha kolay moda olduğu büyük şehirleri tercih ediyorlar.

Aynı halk güruhları, girişimciliğin daha aktif olduğu merkezlerde bu girişimlerden faydalanmaya da daha meraklı olabiliyorlar. Yani eski köy, yeni adete gidiyor da o gelsin istemiyor. Bir girişim ancak ülke genelinde isim yaptıktan sonra daha yerel bölgelere girebiliyor. Burada Yemeksepeti örneğini verebiliriz.

Neden Sonuç İlişkisi

Burada bir paradokstan da son olarak bahsetmek lazım efendim. Girişimlerin daha küçük yerleşim yerlerinde yaşam alanı bulamaması, küçük yerleşim yerlerinde insanların hoşuna gidebilecek yeni nesil istihdamların oluşmasına da engel oluyor. Bu da, kafası biraz daha yeniliklere açık gençlerin köyden şehre ve daha büyük yerleşim yerlerine hızla göç etmesini beraberinde getiriyor. Aynı zamanda bu insanların oluşabilecek yeni girişimlerin potansiyel müşterileri olması da, küçük yerleşim bölgelerinde yeni fikirler hayata geçirmenin riskli olmasına sebep oluyor.

Avrupa’nın adı en bilindik, dünya geneline ismini duyurmuş enfes şehirleri Paris'i, Londra'yı ve Berlin'i bir araya getirdiğinizde İstanbul kadar nüfuslarının olmayışı, bu ülkelerin nüfus dağılımında böyle unsurlara ne kadar önem verdiklerini bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Genç ve hareket halindeki nüfusa modern dünyada yer alan meslekleri, yaşadıkları yerlerde vermeye başlamazsak çarpık kentleşme gibi kritik sorunlardan da kurtulmamıza imkân olmayacak gibi.

Bu konudaki görüşlerinizi sizlerden dinlemeyi çok isterim. Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz efendim. Sağlıcakla kalın.

Bu içeriğe tepkini gösterebilirsin! 👍 4 / 5 (2 değerlendirme)

2 kişi bu içerik hakkında tepkilerini gösterdi. Sen de tepkini göstererek yazarlarımıza geri bildirim verebilirsin.

Yorumunuz

Yorum yapmak için giriş yapın.

    Son Yorumlar

    Site Ayarları
    • Tema Seçeneği
    • Site Sesleri
    • Bildirimler
    • Özel Mesaj Al