- VDS’i VDS yapan şey: kaynakların ‘davranışı’
- “Çekirdek sayısı” büyürken, sorun bazen büyümez: darboğazı tanımadan seçim yapılmaz
- Intel Xeon Platinum çizgisi: dengeli, kurumsal ve ‘her işe gider’ VDS
- AMD EPYC 9554 çizgisi: DDR5 + NVMe ile ‘yük altında daha agresif’ yanıt
- Intel mi AMD mi? Üç senaryo üzerinden karar verelim
- 1) WordPress / WooCommerce / içerik sitesi
- 2) Veritabanı ağır iş (CRM, sipariş sistemi, raporlama, arama/indeks)
- 3) Oyun sunucusu / gerçek zamanlı servis
- İşin gizli kahramanı: yeniden kurulum ve yönetim rahatlığı
- Hız iddiasını doğru okumak: “en hızlı” değil “en tutarlı” olan kazanır
- Hangi sayfadan başlamalı?
Paylaşımlı hosting bir süre iş görür. Sonra bir gün işler üst üste biner: trafik artar, arka planda cron/entegrasyon çalışır, veritabanı şişmeye başlar… ve siteniz “nedenini anlamadığınız” şekilde ağırlaşır. Buradaki sorun çoğu zaman tek bir şey değildir; öngörülemezliktir. Aynı sayfa bazen 300 ms açılır, bazen 3 saniyede. İşte VDS’e geçişi mantıklı yapan şey bu: hızdan çok tutarlılık.
VDS seçimi yaparken insanların en sık düştüğü tuzak şu: “Intel mi AMD mi?” diye başlayıp, konuya sadece işlemci üzerinden bakmak. Oysa gerçek hayatta performans; CPU + bellek + disk + ağ + sanallaştırma katmanının toplam davranışıdır. Yani doğru soru aslında şudur: “Benim iş yüküm nerede tıkanıyor ve hangi platform o noktayı daha iyi rahatlatır?”
VDS’i VDS yapan şey: kaynakların ‘davranışı’
VDS (Virtual Dedicated Server), sanal bir ortamda size özel ayrılmış çekirdek/RAM/disk kaynaklarıyla çalışır. Kâğıt üstünde “sanal sunucu” gibi görünür ama pratikte hedeflenen şey şudur: Komşunun yükü arttığında sizin yanıt süreniz zıplamasın, disk bekleme süreleriniz aniden uçmasın, “bugün iyi ama yarın kötü” sürprizi azalısın.
Bu yüzden VDS’e geçen kişi genelde tek bir şey ister: Trafik artsa bile sistemin daha kararlı davranması. Kampanya anında, reklam çıkışında, yoğun sipariş saatlerinde… “ortalama hız” değil “en kötü an” iyileşsin.

WordPress: Etiketlerde Keyword ve Description
Merhaba arkadaşlar. Bildiğiniz üzere WordPress’de, etiket sayfalarında keyword ve description meta tag’ları tanımlı olarak gelmiyor. All in One SEO gibi popüler wordpress SEO eklentileride malasef bize böyle bir özellik sunmuyor. Bu gib...
“Çekirdek sayısı” büyürken, sorun bazen büyümez: darboğazı tanımadan seçim yapılmaz
Bir sunucuyu yavaşlatan şey her zaman CPU değildir. Hatta çoğu zaman CPU dışı bir yer can sıkar:
- Veritabanı yoğunken disk gecikmesi (latency) patlar; CPU boş görünür ama sayfa yine geç gelir.
- PHP-FPM/Node gibi worker’lar çoğalınca RAM ve bellek bant genişliği daha belirleyici olur.
- Sanal ortamda “CPU steal” gibi metrikler devreye girer; çekirdek var gibi görünür ama zaman dilimi başka yere gider.
Bu yüzden VDS alırken “2 core mu 4 core mu?” sorusundan önce şu soruya cevap vermek daha doğru: “Benim uygulamam CPU’ya mı yükleniyor, yoksa disk/bellek mi dar boğaz?”
Intel Xeon Platinum çizgisi: dengeli, kurumsal ve ‘her işe gider’ VDS
Intel tabanlı VDS tarafında doğru kurgu genelde “dengeli stabilite” üzerine kurulur: kurumsal sınıf CPU, ECC bellek ve güvenilir SSD katmanı. Burada amaç, tek bir alanda rekor kırmak değil; her senaryoda sakin ve tahmin edilebilir bir davranış yakalamaktır.
Hedef Hosting’in Intel altyapılı VDS paketlerinde bu yaklaşım çok net görünüyor: Intel Xeon Platinum sınıfı işlemci, DDR4 ECC RAM ve Samsung SSD vurgusu var. Paket skalası da “büyüdükçe adım adım yükselt” mantığına uygun: 2 çekirdekten başlayıp 12 çekirdeğe, 8 GB’tan 64 GB DDR4 ECC RAM’e ve 50 GB’tan 300 GB Samsung SSD’e kadar uzanan planlar bulunuyor. Üstüne, sınırsız trafik + 1 adet IPv4 gibi “işi yolda bırakmayan” temel parçalar eklenmiş.
İşin güzel tarafı yalnızca donanım değil; kullanım konforu. Aynı tarafta ortak özellikler bölümünde 1 Gbps port, RAID 10 veri depolama, ücretsiz SSL gibi altyapıyı ‘rahat’ hale getiren maddeler yer alıyor. Yönetim tarafında ücretsiz Plesk sunulması, tam root erişimi ve panelden ISO değiştirerek otomasyonla temiz kurulum yapabilme detayı da pratikte çok şey fark ettiriyor. Hatta “1 tıkla kurulum” yaklaşımı, satın aldıktan sonra hızlıca ayağa kalkmak isteyenler için doğrudan zamandan tasarruf demek.
Kısacası Intel tarafı şunu hedefliyor: “Ne kurarsan kur, stabil çalışsın; büyüyünce de paket yükseltip devam edebilesin.”
AMD EPYC 9554 çizgisi: DDR5 + NVMe ile ‘yük altında daha agresif’ yanıt
AMD tarafında hikâye biraz daha performans odaklı anlatılıyor: EPYC 9554 gücü, DDR5 bellek bant genişliği ve NVMe SSD’nin 14.000 MB/s okuma vurgusu. Bu üçlü tek bir şeyi işaret eder: Yük altında gecikmeyi aşağı çekmek.
Bu tarz bir kurulum özellikle şu tip projelerde kendini belli eder: aynı anda çok işlem (çok worker/çok servis), yoğun disk erişimi (veritabanı, log, indeks), yüksek IOPS ihtiyacı, sık okuma-yazma. AMD sayfasında “paylaşımsız CPU/RAM ile tutarlı performans” vurgusu ve “root erişimi + ISO ile dilediğiniz kurulum” detayı da, hedef kitlenin daha teknik ve daha kontrol odaklı olduğunu gösteriyor. Ölçeklenebilir altyapı söylemi ise büyüyen projeyi “yeniden taşıma” derdinden uzak tutma iddiası.
Buradaki ayrım net: Intel çizgisi güven veren bir “genel amaç motoru” gibiyken; AMD EPYC 9554 + DDR5 + NVMe çizgisi, doğru iş yükünde daha atak ve daha düşük gecikmeli bir deneyim vaat ediyor.
Intel mi AMD mi? Üç senaryo üzerinden karar verelim
“Hangi işlemci daha iyi?” sorusu internette sonsuz bir tartışma. Ama gerçek hayatta karar, sizin iş yükünüzle şekilleniyor. Üç tip kullanım düşünelim:
1) WordPress / WooCommerce / içerik sitesi
Cache düzgün kurulduysa (sayfa cache + object cache) CPU baskısı azalır; disk ve RAM davranışı öne çıkar. WooCommerce tarafında ise arka planda entegrasyon/cron/raporlama çalışırken iş paralelliği artar. Eğer “yoğun saatlerde anlık yavaşlama” yaşıyorsanız, NVMe tarafının düşük gecikmesi ve DDR5’in bant genişliği avantajı hissedilir. Daha “düz” WordPress sitelerinde ise Intel tabanlı dengeli VDS yaklaşımı uzun süre sorunsuz götürür.
2) Veritabanı ağır iş (CRM, sipariş sistemi, raporlama, arama/indeks)
Burada CPU’dan önce disk konuşur. NVMe’nin yüksek IOPS + düşük latency karakteri, sorgu sürelerini ve p95 yanıtları ciddi şekilde etkiler. “CPU boş ama site ağır” şikâyeti yaşayanların büyük kısmı disk beklemesine takılır. Bu tip işlerde AMD EPYC 9554 + NVMe anlatısı daha doğrudan hedefi vurur.
3) Oyun sunucusu / gerçek zamanlı servis
Bazı gerçek zamanlı uygulamalar tek çekirdek gecikmesine daha duyarlıdır. Tek instance, tek thread ağırlıklı yapıdaysanız “istikrarlı tepki” önem kazanır. Birden fazla instance, çoklu oda, container’lı dağıtım gibi paralelliğin arttığı senaryolarda ise platformun çok iş aynı anda taşıyabilmesi avantaj getirir. Burada da “tek doğru” yok; mimari seçimi belirler.
İşin gizli kahramanı: yeniden kurulum ve yönetim rahatlığı
Bir VDS’i sevmek, çoğu zaman hızdan önce şu iki şeye bakar: “Kurulum hızlı mı?” ve “Başım ağrıdığında toparlamak kolay mı?”
İşletim sistemi/ISO değiştirip temiz kurulum yapabilmek, özellikle test ortamı kuranlar, farklı panel deneyecekler, güvenlik sebebiyle sık “sıfırdan kurulum” ihtiyacı olanlar için altın değerinde. Aynı şekilde kontrol paneli tarafında Plesk gibi bir aracın ücretsiz sunulması da, teknik olmayan ekiplerin bile yönetimi kolayca yapabilmesine kapı açar. Bu detaylar bazen benchmark’tan daha kıymetlidir; çünkü zaman kazandırır ve hata payını düşürür.
Hız iddiasını doğru okumak: “en hızlı” değil “en tutarlı” olan kazanır
Sunucu satın aldıktan sonra ilk hafta, çoğu kişi tek bir speedtest yapıp karar vermeye çalışıyor. Oysa asıl göstergeler şunlar:
TTFB ve sayfa yanıt sürelerinde p95/p99 (en kötü dilimler)
Veritabanı sorgu süreleri ve disk latency
Yoğun anlarda RAM/swap davranışı
Worker kuyrukları (özellikle e-ticaret entegrasyonlarında)
VDS’in mantığı şudur: kötü anları azaltmak. Bu yüzden karar verirken “en yüksek tepe hız” yerine “yük altında çizgiyi bozmayan” yapıya odaklanmak daha doğru.
Hangi sayfadan başlamalı?
Genel amaçlı, dengeli, kurumsal bir VDS çizgisinde paketleri net karşılaştırmak ve “adım adım büyümek” istiyorsanız başlangıç noktası şu sayfa: Xeon Platinum VDS sunucu. Burada Intel Xeon Platinum + DDR4 ECC + Samsung SSD kombinasyonunu, çekirdek/RAM/disk kademeleriyle çok net görüyorsunuz; ayrıca 1 Gbps port, RAID 10, ücretsiz SSL, ücretsiz Plesk, root erişimi ve ISO değişimi gibi yönetim tarafı detayları da karar sürecini kolaylaştırıyor.
“Benim işim daha performans odaklı; bellek bant genişliği ve NVMe gecikmesi kritik” diyorsanız da EPYC 9554 + DDR5 + 14.000 MB/s NVMe vurgusunu öne çıkaran sayfa, doğru tarafa bakmanızı sağlar: AMD VDS sunucu.
Son söz: VDS seçimi bir marka/işlemci yarışı değil; iş yükünüzün karakterine göre doğru platformu seçme işi. Doğru eşleşme yaptığınızda kazancınız yalnızca “hız” olmaz: daha az sürpriz, daha az müdahale, daha rahat büyüme olur.

